- Haberler
- Sağlık
- Bilim ışığında GETAT Uyarısı: Prof. Dr. Parlakpınar'dan Merdiven Altı Tehlikesine Net Mesaj
Bilim ışığında GETAT Uyarısı: Prof. Dr. Parlakpınar'dan Merdiven Altı Tehlikesine Net Mesaj
Prof. Dr. Parlakpınar' Bir ilacın nasıl etki ettiğini, hangi yollar üzerinden çalıştığını anlamadan gerçek bir başarıdan söz edemeyiz'
Haberin Özeti
- • Getat Prof. Dr. Hakan Parlakpınar
- • Turgut Özal Tıp Merkezi Getat
Bilimin rehberliğinde sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi, özellikle son yıllarda tamamlayıcı ve geleneksel tıp uygulamalarına yönelik artan ilgiyle birlikte daha da önemli hale gelirken, Malatya’da TÖTM’de yürütülen sağlık çalışmaları, sadece bölgeye değil, ülke genelinde tıp dünyasına yön verecek nitelikte gelişmeye devam ediyor.
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hakan Parlakpınar, hem yürüttükleri kritik bilimsel projeleri hem de GETAT uygulamalarına dair hayati uyarılarını Malatya Derin Haber’e anlattı.
Prof. Dr. Parlakpınar, Bir ilacın etkisini, etki mekanizmasını ve tedavi edici doz aralığını bilmeden gerçek bir tedavi başarısından söz edemeyiz” diyerek bilimsel yaklaşımın derinliğine dikkat çekerken, Ozon, fitoterapi, hacamat (kupa terapisi), ve akupunktur gibi uygulamalar bilimsel çalışmaların merkezinde insan sağlığının yer aldığını vurgulayarak, üniversite bünyesinde yürütülen projelerin geniş bir yelpazeye yayıldığını ifade etti.
TÜBİTAK destekli projelerden uluslararası çalışmalara, hücre kültürü deneylerinden klinik araştırmalara kadar birçok alanda yoğun bir çalışma temposunun sürdüğünü belirten Prof. Dr. Hakan Parlakpınar, “Şu an aktif olarak yürüttüğümüz en az 15 büyük proje var ve bu sayı her geçen gün artıyor.
GETAT uygulamalarının “alternatif” değil, “destekleyici” tedavi olduğunun altını çizen Parlakpınar, hastaların mevcut tedavilerini bırakmadan bu uygulamalara yönelmesi gerektiğini söyledi.
Özellikle kanser, kalp hastalığı, hipertansiyon gibi kronik rahatsızlığı olan bireylerin ve gebelerin çok daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Parlakpınar, hastaların bu tür uygulamaları mutlaka kendi doktorlarına bildirmesi gerektiğini ifade etti.
Bu kapsamda İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hakan Parlakpınar’ın değerlendirmeleri, hem akademik çevreler hem de toplum sağlığı açısından dikkat çekici bir çerçeve sunmaktadır.
Özellikle akciğer ve beyin kanseri üzerine yapılan ilaç hedefleme çalışmaları, geleceğin tedavi yöntemlerine ışık tutacak nitelikte. Bunun yanı sıra kalp krizi, diyabet ve hipertansiyon gibi yaygın hastalıklara yönelik ilaçların etkileri ve yan etkileri üzerine de kapsamlı araştırmalar yürütülüyor.
İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’nde önemli çalışmalara imza atan Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hakan Parlakpınar, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) uygulamalarının bilimsel temellere oturtulmadan yaygınlaşmasının ciddi riskler doğurabileceğine vurgu yaparak, özellikle “merdiven altı” olarak tabir edilen denetimsiz ve yetkisiz uygulamaların halk sağlığını tehdit ettiğini ifade etmektedir.
Bu tür uygulamaların çoğu zaman steril olmayan ortamlarda, yeterli tıbbi bilgi ve donanıma sahip olmayan kişiler tarafından gerçekleştirildiğine dikkat çeken Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Parlakpınar, enfeksiyon riski, yanlış uygulama ve geri dönüşü zor komplikasyonların kaçınılmaz olabileceğini belirtmektedir.
Bilimsel yaklaşımın önemine değinen Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hakan Parlakpınar, GETAT uygulamalarının tamamen reddedilmesi yerine, kontrollü, denetlenebilir ve akademik çerçevede ele alınması gerektiğini savunmaktadır. Bu noktada üniversite hastanelerinin ve özellikle İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’nin yürüttüğü çalışmalar, Türkiye’de bu alanın doğru bir zemine oturtulması açısından önemli bir model oluşturmaktadır.
İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi bünyesinde yürütülen tamamlayıcı tıp uygulamaları, modern tıbbın imkanlarıyla entegre edilerek hastalara sunulmaktadır.
Hacamat (kupa terapisi) ve akupunktur gibi uygulamalar, sadece geleneksel bilgiye dayalı olarak değil, aynı zamanda bilimsel araştırmalar ve klinik çalışmalar eşliğinde değerlendirilmektedir. Bu çalışmaların temel amacı, söz konusu yöntemlerin etkinliğini, güvenilirliğini ve hangi hasta gruplarında ne ölçüde fayda sağladığını ortaya koymaktır.
Özellikle akupunktur üzerine yapılan çalışmalar, sinir sistemi, ağrı mekanizmaları ve hormonal düzenleme üzerindeki etkilerin bilimsel olarak incelenmesini kapsamaktadır. Nörofizyolojik mekanizmalar üzerinden değerlendirilen bu tedavi yöntemi, kronik ağrı, migren, stres ve bazı nörolojik hastalıklarda destekleyici bir unsur olarak ele alınmaktadır.
Aynı şekilde hacamat uygulamalarının da dolaşım sistemi, oksidatif stres ve inflamasyon üzerindeki etkileri araştırılmakta, elde edilen veriler ulusal ve uluslararası bilimsel platformlarda paylaşılmaktadır.
Prof. Dr. Parlakpınar, bu noktada en kritik unsurun “bilimsel doğrulama” olduğunun altını çizmektedir. Herhangi bir tedavi yönteminin geleneksel kökenlere sahip olması, onun otomatik olarak güvenli ve etkili olduğu anlamına gelmemektedir. Bu nedenle randomize kontrollü çalışmalar, laboratuvar analizleri ve uzun dönemli klinik gözlemler büyük önem taşımaktadır.
Ayrıca, GETAT uygulamalarının Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen mevzuatlar çerçevesinde, yalnızca yetkili hekimler tarafından ve uygun sağlık kuruluşlarında yapılması gerektiği de vurgulanmaktadır. Bu durum hem hasta güvenliğini sağlamakta hem de uygulamaların standardizasyonuna katkı sunmaktadır.
Toplumda hızla yayılan bilgi kirliliği ve sosyal medya etkisiyle birçok kişinin bilimsel dayanağı olmayan yöntemlere yöneldiğine dikkat çeken Prof. Dr. Parlakpınar, vatandaşların bu konuda bilinçli olması gerektiğini ifade etmektedir.
Sağlık hizmetlerinin “uzmanlık” gerektiren bir alan olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Parlakpınar, bireylerin tedavi arayışında mutlaka hekimlere danışmaları gerektiğini belirtmektedir.
Sonuç olarak, İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Turgut Özal Tıp Merkezi’nde yürütülen çalışmalar, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının bilimsel bir zeminde değerlendirilmesi açısından önemli bir örnek teşkil etmektedir.
Prof. Dr. Hakan Parlakpınar’ın da ifade ettiği gibi, bilimin ışığında ilerleyen, denetimli ve etik kurallar çerçevesinde yürütülen her çalışma, hem hasta güvenliğini artıracak hem de sağlık alanında yeni ufuklar açacaktır. Bu yaklaşım, GETAT uygulamalarının geleceğini şekillendirecek en temel unsur olarak öne çıkmaktadır.
Bakmadan Geçme