Hamit KİRAZ

Köyümde Kadın Olmak

Hamit KİRAZ

           Analarımızla sohbetimizde köydeki eski günlerden söz ediyorduk. Konu kadının emeğine gelince annem şöyle demişti:

        “ Eskiden bir söz vardı oğlum… Kadının 32 işi var derlerdi. Bunlardan sadece odun ve su görünür. Çünkü dışarıdan taşınır. Diğerleri evin içinde yapılır, kimse görmez.” Ama bizim köyümüzde kadının işi otuz ikiyle de sınırlı değildi.

         Hayvancılık ve yaylacılık yapılan bir köyde kadın; sabah gün doğmadan kalkar, ineği sağar, kuzuları salardı. Sacda ekmek yapar, kahvaltıyı hazırlar, tarlaya gidenlerin azığını bağlardı. Ev toparlanır, çocuklara bakılır, ardından davarların suyu ve sağımı başlardı.

        Sağılan süt hemen kaynatılır, yoğurt ya da peynir yapılırdı. Akşam yine aynı işler tekrarlanırdı.
Kadının işi şafakla başlar, gece herkes uyuduktan sonra biterdi.

          Köyde bir söz daha vardı:“ Cenaze evde bekler ama davarlar aç beklemez.”
Yani hayatın düzeni önce emek isterdi.

        Annelerimiz de bu hayatın içindeydi. Üstelik çoğu zaman tek başına. Yanında yardım edecek yetişkin bir kızı da yoktu. Bazen işleri yetiştirmek için öyle koştururdu ki bir lokma yemeye bile vakit bulamazdı.

         Bir gün yorgunlukla şöyle demişti:“ Şehirdeki kadınlar ne yapıyor acaba? Davar yok, inek yok, odun yok, su yok… Bizim kendimize ayıracak zamanımız mı var?”

         Bugün düşünüyorum da köyün kadınları yalnızca çalışkan değil; sabırlı, merhametli ve vakur insanlardı. Ne kadar yorulsalar da düğünde, bayramda giyinir, eğlenmesini de bilirlerdi.

          Nazım Hikmet’in dediği gibi:“ Onlar topraktan öğrenip kitapsız bilenlerdi.” Ben de diyorum ki: Bu dünya ne öküzün boynuzları üzerinde duruyor, ne de balığın sırtında…

          Bu dünya kadınların elleri üzerinde duruyor. Bu dünyadan göçüp giden köy kadınlarının ruhu şad olsun. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle bütün kadınlara saygıyla.
 

Yazarın Diğer Yazıları