Hamit KİRAZ

TOKİLER: Suyu Yokuşa Vermek,

Hamit KİRAZ

       Daha önce, TOKİ evlerini görmüştük. Ama deprem sonrası yapılan TOKİ konutları, insanın gözünde bambaşka bir anlam kazandı.

      Depremi yaşayanlar için TOKİ artık sadece bir konut değil; yeniden hayata tutunmak, güvenli bir yuvaya kavuşmak ve geleceğe umutla bakabilmek demek.

      Dara düştüğümüzde, zor günler geçirdiğimizde hep “Devlet sağ olsun” deriz. Çünkü sosya devletin varlığını en çok da böylesi günlerde lazım,

Ancak madalyonun bir de başka yüzü var.

       Bizim oralarda “suyu yokuşa vermek” diye meşhur bir deyim vardır. Hatta buna benzer anlatılan bir hikâye de vardır:
      Adamın biri ilçeye odun satmaya gider. Eşeğine odunları yüklemiştir. Yolda birlikte yolculuk ettiği arkadaşı ona“ Sen bu odunları götürüp ilçede kaça satacaksan parasını ben sana fazlasıyla vereyim. Odunları indir, eşeğe de ben bineyim; odunlar da sana kalsın.” der.

Adam bir türlü ikna olmaz:

“Ya benim odunum...” diye tutturur.

Arkadaşı tekrar anlatır:“ Odunun parasını fazlasıyla veriyorum.”
Ama adam yine:

“Ya benim odunum...” der.

      Bazen insan böyle akıl ermez durumlarla karşılaşınca kendisine şu soruyu sormadan edemiyor:
Devletin buna gücü yetmiyor mu, yoksa biz mi işi gereğinden fazla zorlaştırıyoruz?
Deprem sonrası yapılan konutları gördüğümüzde elbette yapılan hizmeti ve emeği takdir ediyoruz. İnsanların güvenli evlerine kavuşması büyük bir kazanımdır.

      Fakat bazı yerleşim alanlarında özelikle köylerde, konut yapmak için dağların oyulduğunu, arazinin büyük ölçüde değiştirilerek ciddi masraflar yapıldığını görünce insan ister istemez düşünüyor:
Bu kadar masraf, bu kadar emek ve bu kadar büyük bir yatırımın daha uygun alanlarda yapılması mümkün değil miydi?

      Şehir merkezlerinde veya altyapısı hazır, ulaşımı kolay alanlarda aynı kaynaklarla daha değerli çözümler üretilemez miydi?

        Buradaki mesele yapılan konutlara karşı çıkmak değil. Tam tersine, devletin yaptığı hizmetin en doğru, en ekonomik ve en kolay şekilde yapılmasını istemektir.
Deprem bize bir şeyi çok açık öğretti: Güvenli konut şarttır. Ama güvenli konut kadar doğru şehir planlaması, doğru arazi seçimi, ulaşım, altyapı ve kamu kaynaklarının verimli kullanılması da önemlidir.

      Devlet güçlüdür. İmkânı vardır. Milletin vergileriyle oluşan kaynakları kullanırken en doğru tercihi yapabilecek güce de sahiptir.

      Öyleyse mesele sadece “ev yapmak” değil; doğru yere, doğru maliyetle, doğru planlamayla ev yapmaktır.

Bir tarafta depremzedeye umut olan TOKİ konutları...

Diğer tarafta ise insanın aklına takılan o soru:

       Madem bu kadar imkân ve kaynak var, neden bazen suyu yokuşa veriyoruz? Daha da maliyetli yüksek alanlar seçiliyor.

Anlamak gerçekten kolay değil.

Çünkü devletin yaptığı hizmet kıymetlidir; ama devletin kaynağı da milletin kaynağıdır.

Ve milletin kaynağı harcanırken, hem bugün hem de yarın düşünülmelidir.
 

Yazarın Diğer Yazıları